Amatör Göçmenin Tecrübe Torbası

Tarifa Gezisi: Bir Andalusya Yolculuğu

Geçtiğimiz yaz yaptığımız Tarifa gezisi hakkında bir yazı yazmaya, iş yerinden izinli olduğum nadir güneşli Manchester günlerinden birinde, kendi kendime espriler yapıp kahkahalar atarken karar verdim. Yurt dışı tatili yapmak istiyorsunuz ama nereye gideceğinize karar veremediniz mi? Hem güzel sahiller, hem güzel şaraplar peşinde misiniz? İlle de rüzgar sörfü yapılsın mı diyorsunuz? Hipster misiniz? O halde tatil planlarınızda Tarifa gezisi bulundurmalısınız. Hem belki, Bülent Ortaçgil´in dediği gibi, İspanya´ya bıraktığınız paracıklar ileride İspanya´ya yerleştiğimde döner dolaşır benim cebime girer. Ben de çatır çatır yerim.

Biz gezimize, sizlerin de şaşırmayacağı gibi, tren ile başladık. Güneye doğru gitmenin, sıcaklığın yavaş yavaş yükseldiğini hissetmenin tarifi nasıl yapılır bilmiyorum, sadece bu yolculukların beni heyecanlandırdığını söyleyebilirim. Sizler saçma bulabilirsiniz, ancak Kuzey İspanya topraklarına ayak basıp Renfe trenlerine yerleştiğimde, tren barına gidip seksi İspanyolcam ile barmenden iki bira rica ederek, camdan yavaş yavaş akmaya başlayan görüntüyü izlemek beni heyecanlandırıyor.

Yaptığımız iki haftalık tatil planına göre ilk hafta Extremadura´da ki evimizde kalacaktık, ikinci hafta ise kayınpederin arabasına ve biralarına el koyup Tarifa´ya kaçacaktık. Daha sonra eşimin Cadiz sınırları içinde bulunan Jerez de la Frontera´da yaşamakta olan kuzenini, iki geceliğine, ziyaret etmeye karar verdik. Andalusya´da mümkün olduğunca fazla zaman geçirmek isteyen şahsım için bulunmaz bir nimetti.

Jerez de la Frontera

Coğrafya bilgim Türkiye´den ibaret olduğundan, Jerez de la Frontera´nın alelade küçük bir kasaba olduğunu sanıyordum. Ancak gel gör ki karşıma 200.000´den fazla insanın yaşadığı, bağlı olduğu Cadiz´den daha geniş bir ekonomik alana sahip, geçtiğimiz yıllarda dünyanın şarap başkenti seçilmiş, kendine has pek çok noktası olan koskocaman, kıpır kıpır bir şehir çıktı.

Andalusya´nın kötü yanını baştan söylemek istiyorum. Bu bölgenin favori birası Cruz Campo. Benim fikrimi sorarsanız çok kötü bir bira. Neden bu birayı içmekte direttiklerini anlamıyorum. Manchester´da iki Andalusyalı arkadaşım var ve ikisi de durmadan Cruz Campo içiyorlar, hem de bayraktarlığını yaparak. Andalusya bölgesi de aynen bu arkadaşlar gibi. Mesela Madrid´e gidip Cruz Campo içebilirsiniz ancak Andalusya´ya gidip Mahou içmeye kalkarsanız ahali deliye dönüyor. Neyse ki imdadınıza fotoğrafta gördüğünüz Estrella Galicia yetişiyor. Ayrıca Andalusya´nın Alhambra gibi muazzam bir bira markası da mevcut. Yeşil şişesini denemenizi öneririm.

Jerez de la Frontera
Fotoğrafta gördüğünüz Tortilla de Camarones. Bir karides türünün yumurtaya bulanıp kızartılmasıyla yapılıyor. Yemek servisini beklerken biranın yanında çok güzel gidiyor.

Bir Şarap ve Flamenko Şehri

İspanya´nın her hangi bir yerinden kara yoluyla Andalusya´ya seyahat ediyorsanız yol kenarlarında bulunan kimi tepelerde bir boğa silueti görürsünüz. Siluet öyle güzel çizilmiştir ki, siluetin İspanyol geleneklerinden olan boğa güreşlerine bir atıf olduğunu düşünürsünüz. Oysa ki boğa silueti, Andalusya´nın en eski şeri şarabı ve brandy üreticilerinden biri olan Osborne şirketinin reklam çalışmasından ibarettir. Zamanla mahkeme kararı ile alkol ürünlerinin reklamı yasaklanınca boğa siluetinin üzerinde ki firmanın ismi kaldırılmış ama boğa artık bir ulusal simgeye dönüştüğünden olduğu yerde bırakılmıştır.

Dünyanın şarap başkentlerinden olan Jerez de Frontera şeri (sherry) şaraplarının ana vatanı. Şeri şarabı yasalar gereği yalnız bu bölgede yetişen üzümler ile üretiliyor. Yollar da göreceğiniz bir diğer siluet ise sol tarafına flamenko gitarını bırakıp ellerini kalçalarına yerleştirmiş, kırmızı flamenko şapkali ve kırmızı flamenko ceketli bir şarap şişesi olacaktır. Bu şişenin adı Tio Pepe´dir.

Tio Pepe
Tio Pepe siluetlerini bol bol göreceksiniz.

Pek çok şeri şarabı çeşidinden yalnızca fino ve oloroso türlerini denedim. Kırmızı şarap tercih ettiğimden olsa gerek, ben olorosoyu daha çok sevdim, hatta çok sevdim. Bir şişe şarap alıp Doluca içer gibi içmeyi hayal etmemenizi öneririm. Şeri şaraplarının alkol seviyesi %15-20 arasında dolaşıyor ve fotoğrafta gördüğünüz gibi tekila bardaklarından biraz daha irice bardaklarda servis ediliyor.

Oloroso ve Fino
Sherry şaraplarının alkol oranı yüksek. Bu yüzden klasik şarap kadehleri yerine bu şekilde servis ediliyor. Beyaz olan fino, kırmızı ise oloroso… Bu bar müşterilerine fiş vermek yerine sipariş tutarını tebeşirle tezgah üstüne yazıyor.
flamenko
Geleneksel flamenko kıyafetleri satan bir dükkan. Flamenko elbiselerinin fiyatları beni oldukça şaşırtmıştı. Eh işte seviyesi bile 250 Euro civarı.

Jerez de la Frontera içinde pek çok kültürün izlerini taşıyan flamenkonun oldukça revaçta olduğu bir şehir. Andalusya Flamenko Merkezi´de burada yer alıyor. Şehrin dar sokaklarında dolaşırken karşınıza mutlaka geleneksel flamenko kıyafetleri satan bir mağaza ve ya bir flamenko barı çıkacaktır. Gördüğünüz yerde bara girip, bir kadeh oloroso içmenizi öneririm.

Bir flamenko barı
Bir flamenko barı…
Jerez de la Frontera
Jerez de la Frontera´nin avlusu bulunan güzel barlarına bir örnek. Barın adı Damajuana. Mutlaka uğramanızı öneririm.

Andalusya´yı keşfetmek niyetindeyseniz, Jerez de la Frontera mutlaka uğramanız gereken bir şehir. Dar sokaklarında yürümek, barlarında flamenko dinlemek, şeri şaraplarından içmekle yükümlüsünüz.

Jerez de la Frontera
Andalusya´nın dar sokakları bir bar çıkışı aklınızı başınızdan alır.

Gibraltar

Hazır yol üstündeyken, altımızda araba da var iken Gibraltar´a uğrayıp, bir kaç maymunu rahatsız ettikten sonra arabayı sigara ve alkol ile doldurarak yola devam ederiz diyorduk. Maalesef plan istediğimiz gibi gitmedi. Belki de bildiğiniz gibi Gibraltar her ne kadar İspanya´nın dibinde yer alsa da Birleşik Krallık toprağı sayılıyor ve haliyle kapıda pasaport kontrolü var. Vergiden muaf olduğundan alkol ve tütün ürünleri ucuz. Bizde bundan istifade edelim diyerek Gibraltar´a kadar gittik fakat benim gereksiz bir ahmaklık yaparak pasaportumu ve Birleşik Krallık oturum kartımı Extremadura´da ki evde bırakmamdan dolayı içeriye giremedik. Daha doğrusu eşim girdi, ben giremedim.

Gibraltar
Buraya kadar gelmişken Gibraltar´a gidelim derseniz, benim gibi pasaportunuzu, oturum kartınızı unutmayın.

Tarifa

Gibraltar´da ki hayal kırıklığından sonra akşamüstüne doğru Tarifa´da ki otelimize vardık. Otelde hiç oyalanmadan Tarifa merkezinde bulunan sahile attık kendimizi denize hasret bir şekilde. Eğer daha önce Atlantik ile tanışmadıysanız söylemem gerekir, su çok soğuk.

Avrupa kıtasının en güney noktalarından biri olan Tarifa, İspanya´nın Andalusya bölgesinde yer alıyor. Afrika ile arasında ki mesafe 15-20 km olduğundan dolayı pek çok noktasından çıplak göz ile Afrika kıtasını görmek mümkün. Sadece bu sebep bile aslında Tarifa gezisi için yeterli. Arkanızda Avrupa, önünüz Afrika, sağınız Atlantik, solunuz Akdeniz… Tarifa gezisine ek olarak buraya kadar gelmişken Afrika kıtasına da ayak basmak isterseniz, 40 dakika süren bir feribot yolculuğu ile Afrika´da ki bir İspanyol şehri olan Tangiers´e ulaşabilirsiniz. Ama neden böyle bir şey yapmak isteyesiniz ki?

Tarifa
Tarifa´nın ana caddesi sörf okulları ve sörf malzemeleri satan mağazalar ile dolu.

Amsterdam yazımda bahsetmiştim, benim esrar ve türevleriyle alakam hiç olmadı. Kokusu midemi bulandırıyor. Rakı, şarap, bira ve kaliteli viski dairesinde dönüp duruyorum. Dört yıl önce bir İspanya seyahatimde, esrar türevlerine merakı olan eşimin kuzeni denemem için “chocolate” dedikleri bir esrar türevini uzatmıştı. Bu şekilde adlandırılmasının sebebi çikolata renginde olmasıymış. Konuyla ne alakası var derseniz, daha sonradan bu “chocolate”nin Faslılar tarafından meşe palamudu şekline getirilip popolarına sokmak suretiyle Tarifa´nin yanında bulunan Algeciras üzerinden getirildiğini öğrenmiştim. Yani bir Faslı kardeşinizin poposundan dudaklarınıza…

Tarifa tam bir hipster merkezi. Ana caddesi sağlı sollu sörf malzemeleri satan/kiralayan mağazalar, çeşitli spor giyim mağazaları ile dolu. Üstünde Quiksilver, O´Neill olmayanları dövüyorlar, dikkatli olun.

Tarifa gezisi
Tarifa “Old Town” giriş kapısı…

Her ne kadar akşam yemeği yiyecek bir restoran bulmak bizim için sıkıntı olsa da, eğer derdiniz yemekten ziyade gece hayatıysa Tarifa´nın sizi tatmin edeceğini düşünüyorum. Şehri ikiye ayıran kapıdan geçip “Old Town” bölgesine varırsanız kendinizi barlar sokağında bulursunuz. Tarifa genelinde fiyatlar, pound kazanıyorsanız, ucuz.

Sahiller

Yukarıda yazdığım gibi bizde araba vardı. Tarifa gezisi yapma derdindeyseniz araba kiralamanızı öneririm. Ulaşımı otostop ile yapabilirsiniz ancak bu durumda yanınızda taşıyabileceklerinizi sınırlamak zorunda kalırsınız.

Tarifa kumsalları koruma altında ve çoğu sahil olabildiğince bakir. Bu demek ki sahilde bar, market, vb yapılar bulmanız pek olası değil. Varsa bile tek tük. O yüzden yanınızda kendi yiyecek içeceklerinizi ve şemsiyenizi götürmenizi öneririm. Biz bu sorunu aşağıda ki fotoğrafta göreceğiniz şekilde çözdük.

Korunak
Bizim için yılın en iyi satın alması bu. Ne rüzgârdan ne de güneşten rahatsız olduk. Bu markayı kesinlikle tavsiye ederim.

Rüzgar sörfü bu bölgede iklimin elverişli olması sebebiyle çok meşhur. Eğer ilginiz var ise eğitim alabilirsiniz, sörf kiralayabilirsiniz. Basit bir Google aramasından sonra sörf okullarının güncel fiyatlarına ulaşabilirsiniz.

Diğer bilinmesi gereken nokta ise, efendime söyleyeyim, Tarifa sahillerinde bolca üstsüz görebilirsiniz. Bu yazıyı okuyup ailece Tarifa´ya gidip, sonra kendinizi çocuğunuza memelerin neden dışarıda olduğunu anlatırken bulursanız bana kızmayın.

Playa Tarifa

Tarifa gezisinde ki ilk durağımız otelimize beş dakika yürüme mesafesinde olan Playa Tarifa idi. Kasabanın hemen dibinde olduğundan pek bir beklentim yoktu ama kumsalın temizliği beklentimin çok üstünde oldu. Okyanus temiz ve soğuk. Sahil 10 kilometre diye duydum, dolu olması mümkün değil. Biz güneş güçten düşmeye başlayıncaya kadar yüzdük. Sonrasında ise biralarımızı açıp İngiltere´de yaşarken varlığını unuttuğumuz gün batımına konsantre olduk.

Playa Tarifa
Otelimizin dibinde yer alan Playa Tarifa´da gün batımı.

Playa Valdevaqueros

Bu acayip isimli devasa İspanyol sahili Tarifa merkezine 15 dakika mesafede. Eğer amacınız su sporları ise burası sizin yeriniz. Su soğuk, sahil büyük ve temiz. Yanlış hatırlamıyorsam çevrede hiç bir şey yok. Kendi yiyecek içeceklerinizi ve şemsiyenizi götürmenizi öneririm.

Playa Valdevaqueros
Playa Valdevaqueros hem uzun hem geniş… Haliyle sahilde tıkış tıkış olmanız mümkün değil. Su sporlarına ilginiz var ise burası sizin için biçilmiş kaftan. Rüzgârlı olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

Bolonia

Sanırım Tarifa´nın en meşhur sahili Bolonia. Bizim Tarifa gezisi boyunca en çok memnun kaldığımız sahil burasıydı. Tarifa merkezine arabayla 25 dakikalık bir uzaklıkta yer alıyor. Ayrıca hemen yürüme mesafesinde bir tepeye konuşlanmış olan “Archaeological Ensemble of Baelo Claudia” adında Romalılardan kalma pek çok bulguya ev sahipliği yapan bir arkeoloji müzesi bulunuyor. Merakınız var ise zaman ayırmanızı öneririm. Biz arabayı müze bölgesinde yolun kenarına bıraktık. Sahile yakın yerlerde ki park alanları tıka basa doluydu. Müzeden aşağıya sahile inmek yasak. O yüzden asfalt yoldan geri dönüp sahile ulaşmak durumundasınız.

Tarifa Gezisi Bolonia
Bolonia´nin meşhur kum tepesi üzerinden görünümü herhalde sahilin büyüklüğünü anlamanıza yardımcı olacaktır.

Bolonia sahilinin girişinde barları, restoranları olan bir köy var. Ancak sahil o kadar büyük ki, meşhur kum tepesine yakın olmak isterseniz kum tepesinden köye yürümek yarım saati bulur. Biz de sahili kapattıktan sonra akşam yemeği için soluğu bu restoranlardan birinde aldık.

Tarifa gezisi
Yine Bolonia´nın kum tepesi…Çöl, deniz, maki ve mavi gökyüzü…

Yine Görüşeceğiz Tarifa

Tarifa gezisi, Jerez de la Frontera ile birlikte, şu ana kadar yaptığım en güzel tatillerden biriydi. Tarifa, İspanya´da yaşam planlarıma rağmen, ileride yaşamayı isteyeceğim bir yer diyemem. Yine de hemen hemen her hafta en az bir kere Tarifa´yı anarız. Ara sıra, özellikle kimi akşamüstüleri, bir şişe şarap yanında Radio Tarifa dinleyerek yalnızca Tarifa´yı bile düşünürüm. Tarifa´nın şaraplarını, okyanustan gelip yüzünü dövüp sizi sersemleştiren rüzgârını, insanlarının rahatlığını bırakıp Manchester´a dönmek ise…

Yorumsuz geçmeyin...